Araziden Sesler (2021-04-16)

MÖ 2. Binyılda Batı Anadolu Üzerine Çevrimiçi WANAT Sempozyumundaki Sunumlar

Gygaia Projeleri

Kaymakçı ve Marmara Gölü havzası, WANAT sempozyumunda çok iyi temsil edildi—İkinci Binyılda Batı Anadolu: Son Gelişmeler ve Gelecek Beklentiler—üç kurum arasındaki işbirliği (Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), Charles Üniversitesi Sanat Fakültesi (Prag) ve Eberhard Karls Tübingen Üniversitesi ANAMED’in ev sahipliğinde gerçekleşti. Çoğu KAP ve CLAS’tan gelen materyalleri içeren proje üyelerinin makaleleri için aşağıya bakın!

Tipoloji ve Elementler: M.Ö. İkinci Binyılda Batı Anadolu Metal Endüstrisine Genel Bir Bakış

Dalila M. Alberghina ve Miloš Roháček

Özet: Batı Anadolu’daki antik metalurji endüstrileri üzerine yapılan araştırmalar, öncelikle tüm yarımada boyunca MÖ 3. binyılı karakterize eden önemli teknolojik, stilistik ve kültürel gelişmelere odaklanmıştır. MÖ 2. binyılda siyasi olarak parçalanmış ve bir şekilde kültürel olarak geri kalmış bir bölge algısı, Orta Tunç Çağı ve Geç Tunç Çağı dönemlerine ait materyal kanıtların yorumunu derinden etkiledi. Bu nedenle, bölgede MÖ 2. binyıla tarihlenen hızla artan metalurjik veri miktarının analizi, genellikle yalnızca Ege ve Orta Anadolu’nun daha iyi bilinen çağdaş kültürel ufuklarına yakınlık ve/veya bunlardan farklılık açısından yapılmıştır.

Tipolojik ve arkeometrik veri setlerinin entegrasyonu yoluyla, bu sunum Batı Anadolu’daki Orta ve Geç Tunç Çağları metalurji endüstrilerindeki gelişmeler hakkında güncel bilgi durumunun bir analizini sağlamayı amaçlamaktadır. Orta Gediz Nehri vadisindeki Kaymakçı’nın MÖ 2. binyıl kalesinden yeni arkeometrik verilerin analizi burada hem kıyı hem de İç Batı Anadolu’da bulunan yerleşimlerden toplanan, tipolojik olarak sınıflandırılan ve analiz edilen yayınlanmış metal öğelerin genel görünümü ile birleştirilmiştir.

Yayınlanmış veri setleriyle olan karşılaştırmalar, hammaddenin bulunduğu yerler, ticaret, teknolojik ve stilistik tercihler bağlamında varolan ortak modellerin, çeşitlendirilmiş stratejilerin önemini vurgular. Sonuçlar yerel metal endüstrilerinin artan düşüşü fikrine karşı bir antitezi ve Orta ve Geç Tunç Çağı’nın Batı Anadolu metalurjik ufuklarını karakterize eden harici girdiler ve otonom yeniliklerin kombinasyonunun vurgulanmasını içermektedir.

Geç Tunç Çağı Batı Anadolu’sunda Hayvancılık

Canan Çakırlar, Francesca Slim ve Şengül Fındıklar

Özet: Hayvancılık, Tunç Çağı topluluklarının, Geç Tunç Çağı erken şehir toplumlarına ekonomik ve sosyopolitik olarak evrilmesine paralel olarak uyum sağladı. Bu toplumsal değişikliklerin izlerine Miken Yunanistan’ı ve Hitit Anadolu’su idari merkezlerinin metinlerinde ve zooarkeolojik kayıtlarında rastlanabilir. Hayvan ekonomisinin merkezileşmesi ve yoğunlaşması hayvansal ürünlerin çalışan nüfusu beslenmesine, askeri güçlerin desteklenmesine ve saray ve dini merkezlerin tedarik edilmesine izin verdi. Saray merkezleri yün ve et üretmek için büyük sayılardaki keçi ve koyun sürülerini kontrol etti. Büyükbaş hayvanlar ise tarım işleri ve prestij için önemliydi. Domuz hayvancılığı Yunanistan ve Anadolu’daki merkezi yerlerde değişkenlik gösterse de Hitit Anadolu’sunda dahi küçük çaplı domuz hayvancılığı halka yemek ve domuz yağı sağladı.

Anadolu ve Yunanistan Geç Tunç Çağları’nda hayvan ekonomilerini anlamamıza yardımcı olan temel kaynak Hitit ve Miken merkezlerinden elde edilen zooarkeolojik verilerdir. Batı Anadolu’daki kazılarda faunal kalıntıların sistematik toplanması ve analizi, bölgedeki temel geçim kaynaklarını, ekonomik ve sosyopolitik düzenini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu sunumda, Kaymakçı, Troya, Klazomenai ve Beycesultan’da toplanan faunal kalıntılardan yola çıkarak Batı Anadolu’daki hayvancılığı anlamaya çalışacağız. Aynı zamanda, temel hayvansal gıdanın (keçi, koyun, büyükbaş ve domuz) göreceli önemi karşılaştırılacak ve hayvanların mortalite ve biyometrisinden bölgedeki hayvancılık stratejileri anlaşılacaktır. Sunumu, bağlantılar, ölçü, ekoloji ve kültürel etkileşimler gibi Batı Anadolu zooarkeolojisinde potansiyel yeni tartışma noktalarını detaylandırarak bitireceğiz.

Mat ve Çoğunlukla Bezemesiz Monokrom (Tekrenkli) Çömlekler mi, Yoksa Batı Anadolu M.Ö. İkinci Binyıl Çömlekçiliğinin Gizli Güzelliği mi?

Peter Pavúk ve Tunç Kaner

Özet: Uzmanlar Batı Anadolu’nun daha ünlü komşularının gölgesinde kaldığından şikayet ettiğinde, ailenin en ihmal edilen üyesi her zaman yerel çömlekler olmuştur. Zaten çanak çömleklere gösterilen ilginin azlığı neredeyse her zaman Miken ve diğer boyalı mal grupları ile ilgili olmuştur.

Bu sunum, Batı Anadolu Orta ve Geç Tunç Çağı çanak çömlek geleneklerinde tanınan genel özelliklere ve bu özelliklerin komşu bölgelerde gördüklerimizle nasıl eşleştiğini (veya eşleşmediğini) incelemektedir. İşlevsel ve teknolojik ama aynı zamanda estetik yönleri de kapsayan, çanak çömlek repertuarının içerden ve dışardan nasıl görüldüğünü bakış açımıza yansıtıyoruz.

Troya, Kaymakçı, Bakırçay Vadisi ve Bademgediği Tepe’de ilk elden edinilmiş çanak çömlek hakkındaki bilgilerimize dayanarak, Batı Anadolu çanak çömleğinin yapılandırılmış bir görünümünü, bu geniş alana yayılan çeşitli malların yüzey işlemleri ve dekoratif unsurları göz önünde bulundurularak dağılımlarını aktarıyoruz. Hangi yönlere vurgu yapıldığına bağlı olarak, bölgenin farklı şekillerde nasıl yapılandırılmış olabileceğini netleştirmeye çalışıyoruz. Şekiller açısından, Batı Anadolu ve Batı Anadolu’nun doğu ve batı komşuları arasında görülen mutfak kaplarının yapım gelenekleri karşılaştırılması gibi genel olarak fonksiyonel kategorileri inceliyoruz. Bunu yapmanın mümkün olduğu yerlerde, binyıl boyunca meydana gelen değişiklikleri de ele alıyoruz.

Pars pro toto (bütünden alınan bir kısım) gibi, Gri Anadolu Mal Grubu ve Altın Mika Astarlı Mal Grubu da bizim çalışma konumuz. Batı Anadolu’nun büyük bir kısmının sadece yüzey araştırmalarında bulunan yüzey buluntularıyla bilinmesine rağmen, bizler 2020 bilgileriyle bölgenin bütünsel resmini sunmayı amaçlıyoruz.

Batı Anadolu ve Komşuları: Geç Tunç Çağı Boyunca Bağlantılar ve Değiş Tokuş

Magda Pieniążek

Özet: Artan arkeolojik ve metinsel kanıtlar, Geç Tunç Çağı Batı Anadolu’sunun, iddialı iç ve dış politikalar yürüten Arzawa, Mira veya Seha Nehri Ülkesi gibi güçlü yönetimlerin egemen olduğu bir kültürel manzara resmi olarak görülüyor. Böyle bir gelişme, güçlü bir ekonomik sisteme dayanıyor olmalıydı ve değiş tokuş kesinlikle ekonominin en önemli bileşenlerinden biriydi. Daha eski ve yakın tarihli Batı Anadolu kazılarından elde edilen kanıtlar, Ege, İç Anadolu ve aynı zamanda Doğu Akdeniz’de daha uzak bölgeler ile takas ilişkilerini göstermektedir. Özellikle Milet, Bakla Tepe, Panaztepe, Beşik-Tepe veya Troya gibi Ege kıyılarında bulunan sit alanlarından gelen buluntular, bu bölgenin Geç Tunç Çağı’nda bölgesel ve bölgelerarası ticaret ağlarındaki rolünü göstermektedir. Bu durum hem kıyı boyunca uzanan deniz yollarını hem de Ege ile İç Anadolu’yu birbirine bağlayan kara yollarını ifade etmektedir.

Batı Anadolu bölgelerinden bazıları üretim merkeziydi ve önemli ölçüde ithal mal “tüketicileriydi,” diğer bölgeler ise bölgesel veya bölgelerarası düzeyde önemli bir aracı rolü oynamış olabilirler. Kanıtlar sadece karnelyan, cam, fayans takıları veya yabancı çömlekler gibi kişisel süs eşyaları değil, aynı zamanda çeşitli silah türlerini, mühürleri ve diğer nesneleri de içerir. Bu sunum yalnızca ne tür nesnelerin taşındığı ve değiş tokuş edildiği sorusunu değil, aynı zamanda bölgeler arası iletişimin nasıl yapıldığı, hangi deniz yollarının kullanılmış olabileceği ve bunun arkasında kimin olabileceği sorusuna da değinerek–kimin sponsor ve organizatör olarak hareket ettiğini–soruyor.

M.Ö. İkinci Binyılda Kaymakçı’nın Mekânsal Yapısı ve Stratigrafisi

Christopher H. Roosevelt

Özet: Gediz Nehri vadisinin Marmara Gölü havzasındaki Kaymakçı sırtında yer alan kalıntılar, Batı Anadolu’daki MÖ 2. binyıla tarihlenen bir sitadelin mekânsal yapısının tamamen keşfedilmesine olanak sağlamaktadır. Seyitömer gibi geniş çapta kazılmış alanlar dışında, kazı çalışmaları başlamadan önce, bölgedeki hiçbir yerleşim mekânsal yapının bu kadar eksiksiz bir resmini sunamamıştır. Kaymakçı’nın hem birincil kullanım döneminden sonra terk edilmesi hem de minimum tortu birikimine izin veren açık konumu sayesinde, MÖ 2. binyıl kalıntıları yüzeyde veya yüzeye yakın seviyede korunmuş ve kalıntılara zarar vermeyen yöntemler ile tespit edilmesine olanak sağlamaktadır (örneğin mikrotopografi ve jeofizik). Ancak yüzey seviyesinin bu denli yakınındaki kalıntıların tabakalanması ve tarihlenmesinin öğrenmenin tek yolu kazı çalışmasıdır. Yapılan kazılar, şaşırtıcı olmasa da Kaymakçı’nın iskan tarihinin MÖ 2. binyıl olduğunu pekiştirmiştir. Yüzeyin hemen üzerinde yer alan kalıntıların doğal ortama direkt teması ve doğal erozyonla birlikte oluşan antropojenik bozulma, Kaymakçı Geç Tunç Çağı’nın son evrelerinin farklı şekilde korunması ile sonuçlanmış ve bu nedenle kalıntılar bazı alanlarda korunmuş olsa da bazı alanlarda da aşınmıştır. Sadece yüzey araştırmaları ile tespit edilmiş diğer yerleşimlerin mekânsal yapılarına atıfta bulunan bu sunum, Kaymakçı’nın mekânsal yapısını stratigrafik kanıtlar ile destekleyerek alanın en çok aşınmış kısmı ile en iyi korunmuş bölgelerinin tarihlendirilmesi ve gelişimini tartışmaktadır.

Batı Anadolu, Kaymakçı Tunç Çağı Tahıl Kalıntılarının Kararlı Karbon (δ13C) İzotop Analizlerinin Ön Değerlendirmesi

Nami Shin ve Benjamin Irvine

Özet: Batı Anadolu’da yer alan Geç Tunç Çağı’na tarihli Kaymakçı sitadelinde gerçekleştirilen daha önce detaylı bir şekilde araştırılmamış arkeobotanik analizler, bölgenin tarımsal modeli ve uygulamaları hakkında yeni bilgiler sağlamaktadır. Sitadelin büyüklüğü, konumu ve birkaç çağdaş sitadele olan yakınlığı Kaymakçı’nın önemini ortaya koymakta ve bu farklı kaleler arasında daha geniş bir etkileşim ağının potansiyeline işaret etmektedir. Kaymakçı’da ele geçen arpa (Hordeum vulgare) ve buğday (Triticum aestivum/durum) taneleri üzerine yapılan karalı karbon (δ13C) izotop ön analizleri, sitadel sakinlerinin tarımsal uygulamaları hakkında yeni bilgiler sağlamaktadır. Kaymakçı’da bugüne kadar yapılan arkeobotanik analizler, alandaki başlıca ekinlerin arpa (Hordeum vulgare), buğday (Triticum aestivum/durum), burçak (Vicia ervilia), nohut (Vicia ervilia) ve üzüm (Vitis vinifera) olduğunu ortaya koymuştur. Mevcut arkeobotanik verilere tamamlayıcı olarak, arpa ve buğday örneklerinin kararlı karbon izotop analizleri, sulama veya mevsimsel göl kenarı sularını da içeren bitki yetiştiriciliğinin uygulamalarının olası kullanımının anlaşılmasında yardımcı olacaktır. Kaymakçı’dan elde edilen tahılların kararlı karbon izotop analizleri, yalnızca sitadel için değil, Batı Anadolu için de tarımsal uygulamaların yeniden yapılandırılması için veriler sunmaktadır.

Gygaia Projeleri’nden daha fazla gönderi için bizimle kalın!