Ay: Kasım 2020

Osmanlı Çalışmaları

İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivleri ve Robert Koleji-Boğaziçi Üniversitesi Arşivlerindeki detaylı araştırma, Marmara Gölü’nün, Gediz Nehri’nin ve bölgedeki erken arkeolojinin (Bin Tepe ve Sardis) tarihi önemi açısından olağanüstü derecede ilginç olduğunu kanıtlamıştır. Güncel arşiv araştırması, 16. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başları arasındaki dönemle ilgilidir.

Orta Gediz Vadisi, Osmanlı yönetimi altındaki dönem boyunca iklim değişikliği, tarımsal üretim, sulak alan yönetimi ve mülkiyet ilişkileri üzerine Osmanlı anlatıları açısından zengin bir bölgedir. Vakıflar, bölgenin önemli bölgelerini kontrol ediyordu. 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Manisa sarayında ikamet eden şehzadeler, vadideki tarım arazilerinin yanı sıra Marmara Gölü’nün suları ve çevresindeki sulak alanların vakıf yönetiminde büyük rol oynadılar. Eşsiz tarihi belgeler, Küçük Buz Devri sırasında dramatik iklim değişiklikleri karşısında kara ve göl havzası yönetimini göstermektedir. Mevcut araştırma, tarım ve göl kaynakları (balıkçılık, sazlık, sülük vb.) ile ilgilenmiş Halime Hatun Vakfı’na odaklanmaktadır. Vakıf tarafından toplanan vergilerden elde edilen gelir, cami, medrese, aşevi ve hamam içeren Gölmarmara’daki Halime Hatun kompleksini finanse etmiştir. Bu yerler bugün Gölmarmara’nın Osmanlı mirasının bir parçasıdır. Arşivlerde bulunan Göl havzasının dinamik manzaraları, yerel, imparatorluk ve imparatorluklar arasındaki küresel iklim değişimlerinin değişen ölçütlerini keşfetmek için ideal bir temel sunmaktadır.

Aslında bu araştırma bize bu bölgeyi, geniş çapta dünyaya bağlayan ve önemli bir ticaret limanı olan İzmir’i, 18. yüzyıl çerçevesine sağlam bir şekilde yerleştirme fırsatı da veriyor. Bu durum, 18. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında arazi ve göl yönetimi konusunda artan rekabeti tetiklemiştir. Burada çalışmamız Osmanlı ve Osmanlı olmayan tüccarları araştırmaktadır. Bunlar; Marmara Gölü’nden, bereketli topraklardan ve madenlerden gelir elde etmek için yarışan mükellefler; 1830’ların başlarında bölgeye yerleşen ve sulak alan ekolojileri konusundaki sosyo-ekolojik bilgilerindeki uzmanlıklarını ağırlıklı olarak Ortodoks-Yunan balıkçı topluluklarıyla rekabet etmek için iyi kullanan Kazak mülteciler ve bölgede ekonomik ve siyasi gücü elinde tutan Karaosmanoğlu gibi yerel ayan aileleridir. Göl toplulukları, vadideki ve özellikle Marmara Gölü’ndeki kaynaklara ulaşmaya ve kontrol etmeye çalışırken, değişen iklim ve mülkiyet ilişkileri, özellikle de Tanzimat’la gelen değişiklikler doğrultusunda vadinin mikro iklimi ve Marmara Gölü’nün doğal tarihini müzakere etmiştir. Bu durum da göl yönetimi politikalarının ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır.

Son olarak, arşiv çalışmamızın bir diğer önemli kısmı, Bin Tepe’den Sardis’e kadar erken dönemlerde çalışmış arkeologların anlatılarına odaklanmaktadır. Ayrıca arkeologların günlükleri, moderniteyle olan ilişkileri, Osmanlı yetkilileriyle ilişkileri ve 18. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına kadar Türkiye’de konservasyon ve sergicilik faaliyetleri ile ilgileniyoruz.

Ekip sorumluları

Semih Çelik, Koç Üniversitesi

 

Metal Objeler

Küçük buluntular kategorsinde değerlendirilen, metal objeler eski kültürlerdeki günlük uygulamaların, zanaat faaliyetlerinin, teknolojik becerilerin ve stil seçimlerinin yeniden anlamlandırılmasında temel bir rol oynamaktadır. MÖ 2. binyılda Anadolu’nun başka yerlerinde olduğu gibi Kaymakçı’da da metal koleksiyonu, aletlerden kişisel süs eşyalarına ve silahlara kadar ağırlıklı olarak kurşun ve bakır alaşımlı eserler içermektedir. Keskiler, bızlar ve iğneler gibi küçük aletlerin bol miktarda bulunması, tekstil üretimi gibi faaliyetlerin zenginliğini ve çeşitliliğini göstermektedir. Hem fonksiyonel hem de daha prestijli objelerin tasarımları, Anadolu ve Ege’nin kültürel etkilerinin yanı sıra yerel unsurların da bir kombinasyonunu göstermektedir.

Kaymakçı’dan elde edilen tüm metal buluntular, diğer bölgelerdeki çağdaş yerleşimlerden aynı kategorideki eserlerle farklılıkları ve benzerliklerini anlamak için tipolojik olarak incelenip sınıflandırılmaktadır. Ek olarak, toplulukların teknolojik becerilerini, üretim seçeneklerini ve yapımlarının arkasındaki hammadde tedarik yollarını daha iyi anlamak için metal nesnelerin temel bileşimini, mikro yapısını ve izotopik imzasını incelemek için arkeometrik analiz yöntemleri (pXRF, SEM-EDXRF, LIA, vb.) uygulanmaktadır.

Ekip sorumluları

Dalila Alberghina, Koç Üniversitesi
Caitlin O’Grady, College London Üniversitesi
Magda Pieniążek, Tübingen Üniversitesi

 

Peyzajlar

Merkez Lidya Arkeolojik Yüzey Araştırması (CLAS) başladığında, araştırmanın temeli “peyzajlar”—bir bölgenin bütününe yaklaşım—kavramı çevresinde atılmıştır. Kavramsal anlayışlardan tabiatın fiziksel dönüşümüne kadar zaman içinde meydana gelen değişim, toplulukların ev ve bölge kavramlarına nasıl atıfta bulunduklarına dair fikirlerin değişmesine neden oldu. Yerleşik topluluklardan yaylacılığa, insan mirasının gelip geçtiğine dair zengin anlatılar bu bölgeyi tanımlamaktadır. Araştırmaya olan ilgimizin temelinde Bozdağ havzasındaki ormanlar ve göllerden, uçsuz bucaksız Gediz Nehri ovasından, birçok nehirden (Gediz ve Alaşehir başta olmak üzere), büyük Marmara Gölü’nden, batı ve kuzey dağlarının yaylalarından, bu çevrenin içinde ve etrafında şekillenen miras katmanlarıdır.

Ekip sorumluları

Christina Luke, Koç Üniversitesi
Chris Roosevelt, Koç Üniversitesi
Semih Çelik, Koç Üniversitesi
Catherine Scott, Brandeis Üniversitesi

 

DNA: Antik ve Sediman DNA Çalışmaları

Antik DNA çalışmalarının kapsamı, Kaymakçı’daki kazılardan elde edilen arkeobotanik materyalin genetik karakterizasyonlarını ve Marmara Gölü havzası, sırt ve yaylaları ile Gediz ovasını kaplayan alanlardan alınan tortuları incelemeyi amaçlamaktadır. Buradaki amaç, tarih öncesinden bugüne, genellikle evcilleştirme nedeniyle meydana gelen genetik değişiklikleri değerlendirmektir.

Antik (aDNA) ve Sediman DNA (sedaDNA) araştırma grubunun ana hedefleri aşağıdaki gibidir: i) kontrollü kazılar sonucu genomik çalışmalarda kullanılmak üzere yüksek kaliteli antik DNA elde etmek için kömürleşmiş tohumları (örneğin buğday, arpa, nohut, darı ve üzüm) toplamak; ii) evrimsel değişiklikler için agronomik açıdan önemli gen bölgelerini ve tarımsal bitkilerin antik DNA’sının agronomik karakterini taramak ve bunları çağdaş akrabalarıyla karşılaştırmak, böylece bu çalışma, hasat edilen bitkilerdeki değişiklikleri, özellikle de antik türlerden diğerine genetik varyasyonu anlayacak ve gelecekteki tarımsal faaliyetlere ışık tutacaktır; iii) Marmara Gölü Havzası ve Gediz ovası boyunca stratejik olarak yerleştirilmiş bir dizi sediman çekirdeğinden çıkarılan sedaDNA’nın genetik analizi yoluyla bölgenin tarım ve bitki örtüsü hakkında bilgi edinerek, mevcut bitkilerin nüfus dinamiklerini incelemek ve böylece belirli mahsullerin geçmiş ve mevcut yetiştirme süreçleri hakkında önemli sorulara cevap verebilmektir.

Ekip sorumluları

Zeki Kaya, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Asiye Çiftçi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Funda Özdemir Değirmenci, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Çiğdem Kansu, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi

 

Dijital Kayıt & Veritabanı

2005 yılında yüzey araştırmasının başlangıcından günümüzdeki kazı çalışmalarına kadar, sürekli olarak gelişen teknolojilere ayak uydurup, arkeolojinin uygulanması ve arkeolojik kayıtların yorumlanmasını gelişmekte olan en son teknolojiler ile incelemeye çalıştık. Portatif GNSS, dijital fotoğrafçılık, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve veri tabanı entegrasyonları ile yüzey araştırması sırasında başlayan çalışmalar, sonrasında kazı sürecinde de “kağıtsız” dokümantasyon teknolojileri ile devam etmiştir.

2014 yılında, bu çalışmalara Kaymakçı için bütünsel bir dijital kayıt çözümüyle devam ettik: KAP Kayıt Sistemi. Bu sistem, birkaç kilometreye yayılan güneş enerjisiyle çalışan, bir noktadan bir noktaya ağın sağladığı bağlantıdan yararlanan merkezi bir PostgreSQL veritabanı, MS Access formları, arazi fotoğrafları ve laboratuvar fotoğrafçılığı için alınmış Android uygulamaları ve GNSS ekipmanı kombinasyonu yoluyla veri girişini depolamaktadır. Sistemi destekleyen donanım ve yazılım yıllar içinde güncellenmiş ve kısmen değiştirilmiş olsa da, sistemin ana mimarisi varlığını sürdürerek ekip çalışmamızı tanımlayan entegre iş akışlarının temelini oluşturmaktadır.

Ekip sorumluları

Gary Nobles, Oxford Arkeoloji
Catherine Scott, Brandeis Üniversitesi
Tunç Kaner, Koç Üniversitesi

 

Konservasyon

Kaymakçı’daki mevcut konservasyon çalışmaları, Kaymakçı’daki kazılar için açmadaki çalışmalara desteğe ve arkeolojik malzemelerin işlenmesine, buluntuların stabilizasyonuna ve iyileştirilmesine odaklanmaktadır. Devam eden eğitim programımız, uzman bir konservatörün lisans ve lisansüstü öğrencileriyle çalışıp, onları eğitmesini amaçlamaktadır. Birincil verilerle çalışan konservasyon ekibi, metal, seramik ve pigmentlere kadar çeşitli malzemelerin stabilizasyonuna odaklanmaktadır. Araştırma merkezindeki konservasyon laboratuvarı, çalışma materyallerinin depolanmasından ve Manisa Arkeoloji Müzesi’ne aktarılmadan önce birincil işlemden geçirilmesini sağlamaktadır. Ek olarak, konservasyon ekibi, hassas veya ünik kontekstlerde, özellikle dikkatli bir kazı ve toplama süreci gerektiğinden, kazı sürecini de denetlemektedir. Konservasyon ekibi ayrıca her sezon sonunda kazı alanlarının koruyucu kaplamalarla (jeotekstillerle) kapatılmasını ve sonraki sezonun başında da açılmalarını yönetmektedir.

Konservasyon ekibi, alanda yapılan arkeolojik kazı kararlarına yardımcı olmak için bir dizi kimyasal ve enstrümantal teknik kullanarak bulguların analizi ve yorumlanmasından da sorumludur. Mevcut araştırma projeleri, alanda ve laboratuvarda kullanılan konservasyon protokollerinin istikrarının gözden geçirilmesinin yanı sıra, Kaymakçı’da düşük sıcaklıkta malzeme işleme ve seramik üretim teknolojilerine yönelik incelemeleri içermektedir. Bu ortaklaşa gerçekleşen araştırma projeleri, buluntuların ve bunların korunmasının daha detaylı bir şekilde anlaşılmasını ve bunların alanın kronolojisi, mekânsal organizasyon ve bölgenin diyajeneziyle nasıl ilişkili olduğunu anlamamızı kolaylaştırmaktadır.

Ekip sorumluları

Caitlin O’Grady, College London Üniversitesi